top of page

KANT ÇALIŞMALARI DERGİSİ
SAYI 04 / 2024

KANT VE KENDİNİ GÖZLEMLEMENİN SINIRLARI: EMPRİK PSİKOLOJİDEN PRAGMATİK ANTROPOLOJİ KAVRAMINA

LUC LANGLOIS

ÇEVİRİ: ŞİLAN KESLER

ÖZET

Bildiğimiz üzere, Kant’ın erken dönem antropolojik düşüncelerine biçim vermiş olan Baumgarten’ın deneysel psikolojisi açısından ruhun varlığı, kendimizi ve bizim dışımızdaki şeyleri algıladığımız bilinç deneyimi aracılığıyla belirlenir. Kendini göz-lemlemeyi temeline alan bu ortak deneyim, şüphe götürmez ve reddedilemez olmak-la beraber, ruhun çeşitli yetenekleri sayesinde sergilediği performansların bilgisinin temelini de meydana getirir. Bu durumda kendini gözlemlemek, kendini tanıma yo-lunda tercih edilen bir yol gibi gözükür. Ne var ki Kant, antropolojisine pragmatik bir yön çizerek hem bu psikolojik yaklaşımdan kopar hem de kendini tanıma modeli olarak kendini gözlemlemenin sınırlarını da belirler. Örneğin, “hasta bir ruh”tan söz ederken, onun “her zaman kendisiyle meşgul” olduğunu oysa kendini tanımak için kendinden uzaklaşması, dünyaya açılması ve kendi faaliyetlerinin farkına varması gerektiğini vurgular. Bu makalede, Kant’ın antropolojik düşüncesinin hangi pratik kendini tanıma kavramına ulaştığını göstermek üzere, bu psikolojizm eleştirisinin anlamının yeniden izini süreceğiz.

Anahtar Kelimeler: Empirik psikoloji, kendilik bilgisi, pragmatik antropoloji, dün-ya içindeki insan

GİRİŞ

Kant, 1773 yılının sonunda Marcus Herz’e yazdığı mektupta, antropoloji semineri-ne pek yakında -ikinci defa- devam edeceğini yazmakta; niyetinin, “tüm bilimlerin, ahlakın, becerinin, insan ilişkilerinin, insanları şekillendirme ve yönetme yöntemi-nin ve dolayısıyla pratikle ilgili her şeyin ilkelerini ortaya çıkarmak” olduğunu ifade etmekteydi. Bu antropoloji, aynı zamanda “genç öğrenciler için felsefi bir hazırlık bilgisi (propedötik)” olacak ve “genel anlamda dünya bilgisi” olarak adlandırılabile-cektir.
 

Bu pasaj, Kant’ın antropolojiyi bundan sonrası için esasen pragmatik bir an-lamda, dolayısıyla insan pratiklerinin ve davranışlarının tüm alanını - teknik, tam anlamıyla pragmatik (sağduyulu) ve ahlaki – dolayısıyla ve tabir caizse, ahlak dün-yasını kucaklayacak bir yolla tasarladığını epey bariz bir biçimde ortaya koyar. Bunu yaparken, Baumgarten’ın antropolojik düşüncesinin ilk çizgilerini ve derslerinin ge-nel planındaki büyük bir kısmı meydana getiren Psychologia Empirica’sının keskin teorik yöneliminden kendisini ayırmıştır. Bunun yanı sıra, mektupta sözü edilen Welterkenntnis, basit bir gözleme dayanmak zorunda olduğu için metafiziğin ve genel anlamıyla felsefenin amaçladığı salt rasyonel bilgi türüne yabancı kılan empirik bir karaktere sahip olacaktır.


Dolayısıyla pragmatik antropoloji kavramı, ikili bir ayrışmadan; ilkin metafi-zik ile antropolojinin ayrışmasından, ikinci olarak da empirik psikoloji ile antropo-lojinin ayrışmasından neşet edecektir. Bu çalışmada, Kant’ı, insan hakkındaki bil-ginin gözlemsel ve deneysel doğası üzerinde ısrarcı olmaya doğru götüren sebepleri hatırlatmadan evvel, öncelikle bu ikinci boyuta odaklanacağım.

 

KANT ET LES LIMITES DE L’OBSERVATION DE SOI: DE LA PSYCHOLOGIE EMPIRIQUE AU CONCEPT PRAGMATIQUE DE L’ANTHROPOLOGIE

 

LUC LANGLOIS

 

RESUME

 

Dans la Psychologie empirique de Baumgarten, sur la base de laquelle Kant, on le sait, a formé ses premières réflexions anthropologiques, c’est par l’expérience de la conscience que nous avons de nous-mêmes et des choses extérieures à nous qu’est établie l’existence de l’âme. Ceffie expérience commune, qui repose sur l’observa-tion de soi, est indubitable et irréfragable, et constitue le sol sur lequel s’édifiera la connaissance des diverses performances de l’âme à travers ses facultés. L’observa-tion de soi semble dès lors être la voie privilégiée de la connaissance de soi. Or non seulement Kant va-t-il rompre avec ceffie approche psychologisante en imprimant un tournant pragmatique à son anthropologie, mais il va aussi marquer les limites de l’observation de soi comme modèle de la connaissance de soi. “L’âme malade, écrit-il, est toujours occupée avec elle-même” alors que pour se connaître elle doit se décentrer d’elle-même, s’ouvrir au monde et s’aviser de sa propre activité. Dans cet article, nous retracerons le sens de ceffie critique du psychologisme afin de montrer à quel concept pratique de la connaissance de soi aboutit la réflexion anthropologique de Kant.

 

Mots Clés: Psychologie empirique, connaissance de soi, anthropologie pragmatique,
l’homme dans le monde


                                                               HANS HELSEN'İN HUKUK KURAMINDA KANTÇI ÖĞELER NELERDİR?

CAN KARABÖCEK

ÖZ

Bu makalede 20. yüzyılın en etkili hukuk felsefecilerden biri olan Avusturyalı hukukçu Hans Kelsen’in Kant’ın felsefesindeki hangi öğelerden beslenerek kendi hukuk kura-mını oluşturduğu ortaya konacaktır. Kant’ın özellikle pratik felsefesine eleştirel yakla-şan Kelsen’in Kant’ı ne açıdan eleştirdiği ortaya konmaya çalışılacaktır. Kant’ın hukuk kuramının doğal hukuk kuramının bir uzantısı olduğunu ve metafizik bir temele da-yandığını iddia eden Kelsen’in, Kant’ın pratik felsefesinden değil, epistemolojisinden etkilendiği gösterilecektir. Kelsen’in bir bilim olarak hukuk düşüncesinin özerkliğini sağlamak adına, saf hukuk kuramını geliştirmesinde, Neo-Kantçı Marburg ekolü dü-şünürlerinin, özellikle Herman Cohen’in bilim anlayışını benimsemiş olması belirleyi-ci olmuştur. Kelsen, hukuki düşünüşten metafizik olarak nitelendirdiği her şeyi çıkar-tarak bir hukuk öğretisi ortaya koyduğunu iddia eder. Hukuku bir iradenin yaratması olarak görmez, hukuk normlarının kaynağı olarak yine hukuk normlarını görür. Bu hiyerarşinin en tepesine de varsayımsal bir norm olarak temel norm kavramını koyar. Her türden özcü anlayışı reddeffiiği için evrensel ahlaki ilkelere karşı, göreli bir ahlak anlayışını savunur. Bu nedenle de hukuk sistemini, bu göreliliğin gerektirdiği biçimde mutlak bir ilke yerine bir içeriksiz temel normdan türetir. Geliştirdiği saf hukuk kura-mıyla, politik olandan bağımsız bir hukuki düşünüş yoluyla hukuku bilimsel kılmak istemiştir. Bu makalede politik olandan ayrı bir hukuk düşünülebilir mi sorusu tartışı-lacaktır. Kelsen’in geliştirdiği hukuk kuramının, politik kaygıların ve belirli bir siyasal yaklaşımın ürünü olduğu iddia edilecektir.

Anahtar Kelimeler: Temel norm (Grundnorm), saf hukuk kuramı, metafizik, po-litik olan, anayasa

ABSTRACT

In this article, the Austrian jurist Hans Kelsen, one of the most influential legal philosophers of the 20th century, will reveal which elements of Kant’s philosophy were inspired by his own legal theory. It will be tried to reveal how Kelsen, who was critical of Kant’s practical philosophy in particular, criticised Kant. Kelsen, who regards Kant’s theory of law as an extension of the theory of natural law and claims that it is based on a metaphysical foundation, will be shown to be aPected not by Kant’s practical philosophy but by Kant’s epistemology. In particular, in order to ensure the autonomy of law as a science, the fact that he adopted the scientific approach of the Neo-Kantian Marburg school thinkers, especially Herman Cohen, was decisive in his development of pure theory of law. He claims to have created a doctrine of law by removing everything that he characterises as metaphysical from legal thinking. He does not see law as the creation of a will, and he sees legal norms as the source of legal norms. He puts a hypothetical norm at the top of this hierarchy. This is why he introduces the concept of fundamental norm. Since it rejects any kind of essentialist approach, it defends a relativistic approach to morality against universal moral principles. For this reason, he derives the legal system from a contentless basic norm instead of an absolute principle required by this relativity. With the pure legal theory he developed, he wanted to make law scientific with a legal thinking independent of the political. In this article, the question of whether law can be thought apart from the political will be discussed. It will be argued that the legal theory developed by Kelsen is the product of political concerns and a certain political approach.

 

Keywords: Basic norm (Grundnorm), pure theory of law, metaphsyic, the political,
constitution

 

TRANSANDANTAL ESTETİK BAŞARISIZ MI?

 

KUTLU TUNCEL

 

ÖZ

 

Transandantal Estetik, her ne kadar Kant’ın eleştirel felsefesi için oldukça önem-li görünse de Cassirer ve Guyer gibi bazı yorumcular tarafından başarısız görül-müştür. Cassirer’e göre Transandantal Estetik’teki argümanlar savunulamaz ve Kant’ın eleştiri öncesi dönemine ait bir kalıntı olarak görülmelidir, öyle ki bu bö-lümdeki argümanlar Kant’ın esas ve olgun öğretisiyle uyumsuzdur. Guyer’e göre de metafiziksel açımlama başarısızdır; bu kısımdaki argümanların hiçbiri Kant’ın savunmak istediği sonucu türetmek bakımından işe yaramaz. Kant’ın savunmak istediği sonuç şudur: Zaman ve mekânın kaynağı insan zihnidir, dolayısıyla ken-dinde şeyler zaman ve mekândan münezzehtir; gene de zaman ve mekân empirik olarak gerçektir, yani bütün empirik var olanlar veya görünüşler açısından gerçek veya geçerlidir. Bu makalede ise Transandantal Estetik’in başarılı bir pozisyonu savunduğu iddia edilmektedir. Buna göre Kant metafiziksel açımlamada zaman ve mekânın a priori görüler ve duyarlığın saf formları olduğunu tanıtlamıştır; öyley-se bunlar insan zihninden kaynaklanmaktadır. Ayrıca Kant zamanın ve mekânın transandantal olarak gerçek olduğunu savunan Newton’ın görüşü ile bunların em-pirik olarak ideal olduğunu savunan Leibniz’in görüşünü başarıyla çürütmüştür; dolayısıyla elimizde kalan tek savunulabilir görüş bunların transandantal olarak ideal empirik olarak gerçek olduğudur. Ayrıca bu makalede Guyer’ın metafizik açımlama yerine transandantal açımlamaya yatırım yapıp onu yeniden inşa eden “geometriden hareketle argüman”ının stratejisi eleştirilmiştir. Guyer’a göre Kant Öklidyen geometrinin de re zorunluluğunu savunmuş, buradan ise kendinde şeylerin zamansız ve mekânsız olduğu önermesini türetmiştir. Bu makalede Guyer’ın bu alternatif stratejisinin çalışmadığı gösterilmektedir. Guyer’ın iddia effiiğinin aksine, Kant geometrinin apodeiktikliğinden bahsederken, göz önünde bulundur-duğu şey geometrik nesneler değil önermelerdir.


Anahtar Kelimeler: Geometriden hareketle argüman, metafiziksel açımlama, transandantal estetik, transandantal ideallik ve empirik gerçeklik, zaman ve mekân

 

IS THE TRANSCENDENTAL AESTHETIC UNSUCCESSFUL?

ABSTRACT

Although the Transcendental Aesthetic seems to be very important for Kant’s cri-tical philosophy, it has been seen as unsuccessful by some commentators such as Cassirer and Guyer. According to Cassirer, the arguments in the Transcendental Aesthetics are untenable and should be considered as a relic of Kant’s pre-critical period, so much so that the arguments in it are incompatible with Kant’s main and mature teaching. Likewise, according to Guyer, Metaphysical Exposition is unsuccessful; none of the arguments in it works in terms of deriving the conclusi-on that Kant intends to maintain. The conclusion that Kant wishes to hold is that the source of time and space is the human mind, and therefore things in themsel-ves are not temporal and spatial, yet time and space are empirically real, that is, real or valid with respect to all empirical beings or appearances. This article cla-ims that the Transcendental Aesthetic defends a successful position. Accordingly, Kant proves in the Metaphysical Exposition that time and space are a priori intu-itions and pure forms of sensibility; therefore, they are imported by the human mind. In addition, Kant successfully refutes Newton’s view that time and space are transcendentally real and Leibniz’s view that they are empirically ideal; hence, the only tenable view we are leD with is the doctrine of their transcendental ideality and empirical reality. Furthermore, this article criticizes Guyer’s strategy of the “argument from geometry,” which invests in and reconstructs the Transcendental Exposition instead of the Metaphysical Exposition. For Guyer, Kant defends the de re necessity of Euclidean geometry; from this, he derives that things in them-selves are nontemporal and nonspatial. This article shows that Guyer’s alternative strategy does not work. Contrary to what Guyer claims, when Kant speaks of the apodeictic nature of geometry, what he has in mind are not geometrical objects but propositions.

 

Keywords: Argument from geometry, metaphysical exposition, transcendental aesthetic, transcendental idealism and empirical reality, time and space 

 

GÜNTHER JACOBY VE DARÜLFÜNUN’DAN BERLİN’DEKİ KANT-TOPLULUĞUNA 1915 YILINDA YAZILAN ÇAĞRI MEKTUBU

 

ÇEVİRİ VE AÇIKLAMA: YUSUF M. ÖRNEK

Alman bilim insanlarının Birinci Dünya Savaşı yıllarında İstanbul’a gelerek Darülfünun’da, 1933’ten itibaren de önce İstanbul Üniversitesinde sonra Ankara’da yükseköğretim faaliyetinde bulundukları bilinmekte olup çok sayıda araştırmanın konusu olmuştur. İlk dönemde en az bilinen konulardan biri, 1915’te Darülfünun’a gelen müderrisler arasında bulunan felsefe profesörü Günther Jacoby’nin hayatı ve eserleridir. Emre Dölen’in 2013 yılındaki mükemmel çalışması pek çok konuda aydınlatıcı olmakla birlikte, yeni bilgilerle desteklenmek zorundadır. Alman tarihçi Christian Tilitzki’nin 2002’de ve 2024’te yaptığı yayınlar bize bu fırsatı veriyor. Aşağıdaki satırlarda ele alınan konular hem eski bilgileri yenileriyle zenginleştirme hem de Günther Jacoby sayesinde Almanya’daki Kant Topluluğu ile yüz yıldan fazla bir zaman önce girilen ilişkiyi Türkiye’deki felsefe okuyucularına tanıtma amacını gütmektedir.

Türkiye Kant Topluluğu

bottom of page